ABD’de Plaka Okuma Kameraları Tartışması Büyüyor
Atlanta merkezli Flock Safety şirketinin ürettiği plaka okuma kameraları, ABD genelinde hızla yayılırken ciddi bir toplumsal tepkiyle karşı karşıya kalmaktadır. Alaska dışında tüm eyaletlerde faaliyet gösteren 120.000’den fazla kamerayla şirket, ABD’deki polis departmanlarının yüzde 40’ına denk gelen 7.000 kolluk kuvveti birimiyle sözleşme imzalamış durumdadır. 8,4 milyar dolar değerindeki şirket, araç hırsızlıklarını önleme ve suç çözme konusundaki etkinliğini öne sürerken eleştirmenler giderek daha yüksek sesle konuşmaya başlamıştır.
Kameraların yarattığı en büyük kaygı, birbirine bağlı ulusal bir ağ oluşturmasıdır. Sistem; bir aracın nerede olduğunu ve nerede bulunduğunu saniyeler içinde tespit edebilmekte, yapay zeka desteğiyle araç rengi, markası ve hatta tampon çıkartması gibi ayrıntılara göre arama yapılabilmektedir. Sisteme erişimin kötüye kullanıldığına dair vakalar da gün yüzüne çıkmıştır: Bir Teksas polisinin eyalet sınırları ötesinde kürtaj şüphesiyle bir kadını takip ettiği, bazı memurların ise romantik partnerlerini izlediği rapor edilmiştir. Los Angeles ve Dayton gibi şehirler, göçmenlik yetkililerinin verilere erişmesini önlemek amacıyla Flock ile sözleşmelerini askıya almıştır.
Tepkiler yalnızca yerel düzeyde kalmamaktadır. Dallas’ın kuzeyini temsil eden Cumhuriyetçi Kongre üyesi Keith Self, federal kolluk güçlerinin bu tür sistemlerdeki verilere erişmeden önce arama kararı almasını zorunlu kılan bir yasa teklifi sunmuştur. Öte yandan yazılım mühendisi Will Freeman tarafından geliştirilen DeFlock uygulaması, 350.000’den fazla kişi tarafından indirilmiş; uygulama aracılığıyla 125.000’i aşkın kameranın konumu haritalandırılmıştır. Freeman, Boulder şehrine karşı anayasal dayanaktan yoksun kitlesel gözetleme gerekçesiyle dava açmıştır.
Flock’un genel müdürü Garrett Langley, sistemin suçla mücadelede kanıtlanmış faydaları olduğunu savunmaktadır. 2024 yılında yapılan bir araştırma, kameraların dava çözüm oranlarını yüzde 9 artırdığını ortaya koymuş; ancak çalışmanın bağımsızlığı sorgulanmıştır. Hukuk akademisyenleri ise tüm araçların hareketlerini kapsayan bu tür veri tabanlarının Anayasa’nın dördüncü değişikliğiyle bağdaşmayabileceğini ileri sürmektedir. Mahkemeler şu ana dek bu uygulamaları anayasaya aykırı bulmamış olsa da bazı hakimler teknolojinin mevcut boyutlarına ilişkin farkındalıklarının sınırlı olduğuna dikkat çekilmektedir.


